Yaratıcılık ile ilgili oldukça kapsamlı bilimsel tespitler geliştirilmiştir.

Torronce ”Torronce Test of Creative Thinking” kitabında yaratıcılığın tanımını şu şekilde yapmaktadır.

Yaratıcılık, sorunlara; bozukluklara, bilgi eksikliğine, kayıp ögelere, uyumsuzluğa karşı duyarlı olma; güçlüğü tanıma, çözüm arama, tahminlerde bulunma yada eksikliklere karşı denenceler geliştirme, bu denenceleri değiştirme yada yeniden deneme, daha sonra da sonucu başkalarına iletmektir.

Yaratıcılığın temelinde, akıcı, özgün ve esnek düşünebilme, dolayısıyla sorun çözebilme yetisi yatar. Akıcı düşünme,kısa sürede bir çok düşünce ve görüşü ortaya koyabilmektir..

Yaratıcılık,bireylerin doğasında olan bir özellik olmakla beraber,ancak bulunduğu sosyo-kültürel ortamda gelişir ve zenginleşir.Çünkü yaratıcı bireyler,herkesin baktığına bakıp,herkesin görmediğini görürler.Gördükleri nesne ya da olaylar bütününde aksaklığı fark edip bunlara eleştirel yaklaşarak farkındalık oluştururlar.Aslında yaratıcılık, toplumun sosyo-ekonomik yapısının birey tarafından sorgulanıp, eleştirel düşünceyle yoğrulup, yeni-özgün bir biçim almasıdır.

Bilimsel araştırmalar sonucunda bazı bilim insanları tarafından yaratıcılığın insanın genetik yapısıyla da ilgili olduğu iddia edilmektedir (ARTUT, 1998).

Yaratıcılık; alternatifli düşünme, problem çözme gibi zihinsel süreçleri de içerdiğinden, yalnızca bir süreç değil, süreçler dizisi olarak düşünülmelidir. Ayrıca yaratıcılık konusuyla çok ilişkili olan, alternatifli düşünme ve problem çözme becerilerinin de yaratıcılık gibi geliştirilebileceğine inanan görüş, eğitim psikologu Torronce’a aittir. Paul Torronce, öğrencilere, sorunlara yeni çözümler üretebilme yollarının verilebileceğine, buna dayalı olarak da onların risk alabilmek ve özgün üretimlerde bulunmak gibi becerilerinin geliştirilebileceğine inanmaktadır.

Sonuçta yaratıcılık, bilinenlerden yola çıkılarak eski ile yeni arasında ilişki kurmak, alışılmışın dışındaki farklılıkları yakalayarak, deneyerek özgün etkinlikler oluşturma çabası olarak da tanımlanabilir.

Yaratıcı bireyde işleyen süreçler;

– Hazırlık Evresi: Bilgi edinme, bunları ilişkilendirme, farklı açılardan analizleme, yorumlama, değişik biçimlerde sentezleme, değerlendirme, yeniden yorumlama biçiminde sürdürülen etkinliklerdir.

– Kuluçka Evresi: Yaratıcı düşünce sürecinin bu aşaması, ürünün “bilinç ötesinde olgunlaşmakta olduğu” kademedir. Bilinç düzeyinde algılanmamakla beraber, yoğun bir yaratıcılık çabasının sürmekte olduğu evredir.

– Buluş : Beyinde “şimşek çaktığı” andır. Hazırlık döneminde tohumu atılan, kuluçka evresinde farkına varmadan yeşeren yaratıcılık, birdenbire somutlaşır.
Rafinasyon: Yaratıcılık sürecinden süzülen, orijinallik, “rafine edilerek” uygulanabilir kılınmaktadır. Yukarıda özetlenen kademeler, birbirinden kesin çizgilerle ayrılmaz, biri bitmeden diğeri başlayabilir. Bu fazların kesişmesi, örtüşmesi ve iç içe geçmesi söz konusu olabilir. Bazen, evrelerin sırası değişebilir.(ÜSTEL,1996)

Yaratıcı birey, yaratıcı çözümler bulmak kadar, yaratıcı sorular sorabilen, yaratıcı etkinlikler içine girebilen bir kişidir. Yaratıcı süreçte sezgi, kendi içinde ayrıca yaratıcı bir süreçtir.
Yaratıcılık dürtüsü insanın varlığıyla ilgilidir. İnsan ve hayvan yaşantısı arasındaki fark, davranışın türüne, onun sergilenişine bağlıdır. Hayvan davranışı içgüdüsel ve şartlıdır. İnsanlar ise rasyoneldir.

Bu onun yaratıcı olmasını ve farklı bir şeyi elde etmesini sağlar. Bu durum psikolojik olduğu kadar sosyolojik bir olgudur da.

Dünya aslında ondan nasıl yararlandığımızdır.Geleneksel eğitim anlayışında,soru sormayan, söz dinleyen, yaramazlık yapmayan, üstüne vazife olmayan işlerle uğraşmayan bir yapı ve anlayış içinde olan çocuklar benimsenir.Bu tip davranış biçimleri kabul gören bir özellik göstermektedir.

Tam tersi özelliklere sahip çocuklar ise dışlanır, genellikle de başarısız sayılır.Eğitim sistemimiz içindeki bu anlayışın etkin olmasından ötürü, tesadüflerin dışında yaratıcı yeteneklerin değerlendirilmesi ve yaratıcılıkla ile ilgili araştırmaların gecikmesi durumunu ortaya çıkmıştır.Oysa günümüzde yaratıcı nitelikler son derece önemli olup, sanatsal ve teknolojik alanda özellikle üzerinde durulması gereken önemli bir bireysel kriter olarak karşımıza çıkmaktadır.

Araştırmalar sonucunda yaratıcı kimliğe sahip bireylerin kişisel özelliklerine ilişkin en belirgin olanları;

-Esnek, özgün ve çabuk düşünebilme yetisi.

-Değişik strateji, yöntem ve araçları kullanma eğilim.

-Konulara-sorunlara farklı açılardan yaklaşabilen duyuşsal, mizah, sezgi ve görsel algı gücünün yetkinliği.

-Soyut veya somut nesne ve kavramlar arasında bağlantıları yakalayabilme, ilişkilendirebilme gücü.

-Hayal gücünün zenginliği, esnek düşünebilme ve konulara odaklanabilme yetisi.

-Yeni olanı yakalayabilme, mevcut durumları geliştirebilme becerisi.

-Senaryo üretebilme, tasarım geliştirebilme özellikleri. Sorunlara çözüm arayabilen, üretkendirler.

Gelişen dünya ile çocuklarımızın rekabet edebilmeleri ve varlıklarını güçlü bir şekilde ortaya koyabilmeleri için,teknolojinin hüküm sürdüğü ve her geçen gün artarak etkinliğini devam ettireceği gelecek günlerde çocuklarımızın yaratıcılığını ön plana çıkarmak en büyük sorumluluğumuz ve zorunluluğumuzdur.

Murat Kaçar

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir