Merhaba Sevgili Çocuklar,

başlıktaki soruyu çok önemsiyorum.Çünkü yıllardır yaptığım çalışmalarda,okuyan ve okumayan çocukların başarı durumları birbirinin benzeri konumda görünmekte.Hatta buradan hareketle biz yetişkinleri gözlemlediğimde,hatta onların bireysel tarihlerine indiğimde de aynı benzerlikler ortaya çıkıyor.

Yaşamdaki başarı her zaman test sonuçları ile örtüşmüyor.Çünkü,veriler öğrenciler tarafından ezberlenip bilgiye dönüşmediğinde  ne yazık ki yaşam başarısı gelmiyor.Yaşam içinde matematik,fen sadece bir ders olmanın ötesinde anlaşılması gereken bir durumdur.Matematik,Fen Bilimlerinin lisanıdır.Yani biz matematiği,feni anlamak için öğreniriz.Çünkü yaşamda olan bitenler,fen ile açıklanacaksa,bu açıklamanın bir dili olmalıdır.İşte o dildir,matematik.Eğer matematik konusunda gelişim gösteremezsek,feni anlamlandırıp geliştiremeyiz.Düşünün ki,sadece dört işlem yapıyorsunuz.Bu bireyin fende ileri teknoloji,astronomi,tıp ya da sosyal bilimlerde ilerleme kaydetmesi mümkün müdür?Bence mümkün değil.Hatta Türkçe öğrenmesi bile zordur.Çünkü dil yapısaldır.Yapısal olmak,bir nevi tekrar eden yapı mantığı içinde şekillenir.Buna matematikte fraktal yapılar deniyor mesala..Örneğin,bilirsiniz ki,dilimizde önce özne+nesne+yüklem yapısı mevcuttur.Bu çok basit yapı,Türk dili için geçerli olup,bir fonksiyonel yapıdır.Alman dilinde yapı farklı,başka bir fonksiyon söz konusudur.

Nasıl matematik dilini bilemediğimizde,fen gelişmiyorsa,kitap okumadığımızda da konuştuğumuz dil gelişemiyor.Peki Dünyanın ”140 karekterle konuştuğu??,İletişimde çığır açtığı??” şu günlerde,neden daha fazla dilin gelişmesini isteriz ki?Bence ana soru bu olmalıdır.Çünkü,düşünmek ve analiz yapmak için dile ihtiyaç vardır.Düşünce dediğimiz süreçte,insan kendi kendine konuşur.Bu konuşmalarının sonucunda bir kanaati oluşur,sonuca ve karara gider.İşte düşüncenin sınırlarını belirleyen en önemli kaldıraç, dildir.Eğer dili sınırlandırırsak,düşüncemizi sınırlandırmış oluyoruz demektir.Düşüncenin sınırlanması ise,öncelikle kendimizi inşaa edememek ile birlikte,üretkenliğimizin sonu olacaktır.Daha kendini üretemeyen bir toplum nasıl olurda ileri teknolojiye ulaşabilir,onu üretebilir ki?Bu pek mümkün olmasa gerek.Hayallerimizi süsleyen,katma değerli,ileri teknoloji ürünlerini tüketen ya da yalnızca teknisyenliğini yaparak montajcı gençler değilde,üreten ve ihraç eden olmak istiyorsanız okumak ve dilinizi geliştirerek,düşünme kalitenizi yükseltmek zorundasınız.Çünkü hatayı azaltmak için,fazla veri işlemeye ihtiyaç vardır.İşlenen veri arttıkça,hata azalır.Bu nedenledir ki,halihazırda insan makineye göre bazı alanlarda daha az hatalıdır.Ancak görmekteyiz ki ileri düzeyde,fazlaca veri işleyerek artık makinelere neredeyse duygu yüklenmek üzere.Bu ise,artık harika makinelere,insandan az hata yapan robotik yapılara ulaşmak demektir.İnsansız araçların,insan marifetiyle kullanılana göre daha az hata yaptığı gerçeğine götürür bizi.

O zaman biz insanlarda fazla veri işleyerek daha az hata yapar hale gelebiliriz.Bunun için algı sınırlarımızı genişletmeye ihtiyacımız vardır.Algı sınırlarının genişlemesi  için, baktıklarımızı görmeye,işittiklerimizi duymaya daha fazla ihtiyacımız var demektir.Tüm bunları algılamak  için,zenginleşmiş bir dile ihtiyaç duyarız.Bunun için ise,bolca,nitelikli okumalara,okuduklarımızı tartışmaya ihtiyacımız var.Okudukça dil zenginleşiyor,zenginleştikçe algı sınırları genişliyor,algı genişledikçe,düşünülenlerin niteliği ve sınırları genişliyor,içerik zenginleşiyor,hayaller genişliyor ve oyun kurucu oluyorsunuz demektir.Unutmayalım ki 70 yılların başında birilerinin hayalleri olan uzay gemileri filmleri,bugün gerçek oluyor.Tek çaremiz,kendimizi sınırlamamak,zengin bir dile,edebiyata,okumaya  ve dolayısı ile bilime,teknolojiye yelken açmaktır.Okumazsanız sevgili gençler,bakakalırsınız giden geminin ardından!!!Zenginleşmiş bir dilin algı yelpazesi 140 karakter gibi dar bir kalıpla  sınırlanamaz.140 karekterle iletişim kurduğunuz,konuştuğunuz yanılsamasında,sadece iletişim aygıtıyla gevezelik etmiş olursunuz.Konuşmakla gevezelik etmek ise başka şeylerdir malum..

Bol miktarda okumanız dileğiyle,

Sevgiler,

Murat Kaçar

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir