Sevgili Dostlarım merhaba,

yazımızın 2.bölümüne de başlamak istediğim konu kitap okumanın dilimizi nasıl geliştireceğidir.

Kitap okurken zaman zaman bilemediğimiz kelimeler,atasözleri,deyimler vs ile karşılaşabiliyoruz.Bu durumlarda dönüp bunlarla ilgili araştırma yaptığımızda sadece sözcük hazinemiz genişlemekle kalmıyor,aynı zamanda  bunları doğru yerlerde kullanmayıda öğreniyoruz.İyi bir okuyucu olduğunuzda  görürsünüz ki,kelimeleri uygun kombinasyonlara alara,yani işin matematiğini yani doğru dizilişleri yaparak konuyu gündeme alıyorsunuz.Bu durumda kendinizi ifade etme ya da karşınızdakinin sizi anlama oranı artmaktadır.İşte günümüz insanı okumayı bir angarya gibi görüp,ne gerek var diye düşünürken,anlama ya da anlatabilme yeteneğini zayıflatmaktadır.Bu ise orta vade de iş arayışında olan gençler için önemli sorun yumağı oluşturuyor.Üretken bir çalışma ve iş gücü yaratabilmek için,anlamak,anlatabilmek esastır.Bunun temeli ancak okuma ile atılabilir ve inşaa edilebilir.Aksi durumda ne iyi memur ne de iyi bir yönetici olabilirsiniz.Tüm bunlar için iletişim esastır.İletişim için gelişmiş,geniş perspektifli dil esastır.Dilin geniş çerçevesi ise okuyarak hayata geçirilebilir.Yoksa elinizdeki teknolojik oyuncaklarla değil.İletişim için öncelik insandır.İletişim cihazları sadece bir araçtır.Ancak aracı kullanacak insan.Eğer insan aracı doğru kullanmazsa ne yazık ki,aracın kullanımı amacına ulaşmaz,ulaşamaz.Eğer iletişimi yalnızca cihaza bırakırsanız,cihazın ya da cihazı hazırlayanın istediği kadar iletişim gerçekleşir.Asıl olan ise,sizin istediğiniz kadar gerçekleşmesidir.

İnsanlar okurken,okudukları kitabın öznesi olurlar.Yani o kitaptaki baş kahramanın yerine kendilerini koyarlar.Bu istem dışı gerçekleşir.Bu durumda ise,olan biten olaylar örgüsünde,kendilerini düşünürler.Acaba ben olsam ne olurdu,ne yapardım gibi uzayıp gidecek sorgulamalar başlar.Kendilerinin yaşam öykülerine benzeterek ilerleyenler olabilir.Hepsinde ortak payda ise,düşünme eyleminin gerçekleşmesidir.Okumanın en temel amaçlarından biridir düşünme eylemini hayata geçirmek.Hatta içinden çıkılamayan durumlar olabilir.Bu anlarda ise,üzerinde çalışma,araştırma ya da başkaları ile tartışma yaratarak olaylar örgüsünü enine boyuna analiz etme durumu ortaya çıkar.İşte tüm aktiviteler,bireyin inşasında çok ama çok önemlidir.Bizi asıl geliştiren budur.İnsanlar bu okumaları yapmayarak yaşam başarısı elde etmeyi nasıl hayal edebiliyorlar anlamakta güçlük çekiyorum hatta anlayamıyorum çoğu zaman..Ama hadi oradan,hiç okumadan bir sürü para kazanan derseniz,susma hakkımı kullanmak istediğimi belirtirim.

Çünkü,’‘Bazı insanlar kazandıkları paralarını harcar,bazı insanları da kazandıkları para harcar.”diye düşünüyorum.

Tüm bunlara değinmişken konu,her kitabı okursak olur mu sorusuna getirir beni..Tabii ki hayır.Çünkü her işte olduğu gibi,kaliteli okuma yaparsanız bahsi geçen noktaları yakalayabilirsiniz.İçi bomboş pembe,beyaz,mavi gibi anlamamın mümkün olmadığı kitap dizileri,yazlık kitaplar diye satılan ”Ne demekse yazlık kitap??” Bu nedenle okuduğunuzda sizi,hayatın içine alacak,düşündürecek bir kitap,en doğru kitap olacaktır.Ne yazık ki ülkemizde akademisyenler bile okudukları ve okuttukları ders kitaplarını,akademik kaynakları okuyarak kitap okudukları yanılsamasına kapılıyorlar.Elinize geçen her kitabı okumanız,yemek yerine abur cubur tüketmenizden farksızdır.Abur cubur tüketimin ise insan sağlığını nasıl bozduğu korkunç bir gerçektir.Öyle ise,abur cubur kitaplarında yaşam sağlığınızı bozacağı başka bir gerçektir.

Elinize geçen her kitabı değil,doğru kitabı okumanız dileğiyle sevgiler.

Murat Kaçar

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir